Migren Tedavisi Mümkün mü ?

0
436
Migren, baş ağrısı, görsel uyarıcılara karşı yüksek hassasiyet, mide bulantısı ve istifra ile karakterizedir. Migren birçok insanın ortak problemidir. Bu konu hakkında birçok akademisyen çalışma yapmasına rağmen baş ağrısının neden ileri geldiğiyle alakalı tatmin edici bir cevap bulunamadı ve ağrının nasıl kesildiği konusunda da kesin bir veri elde edilemedi.

Son yıllarda, sodyum, potasyum, kalsiyum gibi iyonların hücre zarından geçmesini sağlayan iyon kanallarının fonksiyonlarının bozulması, migren de dahil olmak üzere birçok sinir sistemi rahatsızlıklarının sebebi olarak tanımlanıyor. Mesela; Ailesel Hemiplejik Migren (FHM), migrenin alt türlerinden birisidir. Bu hastalık kalsiyum ve sodyumun hücre içine ve dışına transferini sağlayan kalsiyum ve sodyum kanallarının zarar görmesi sonucu oluştuğu düşünülen bir hastalıktır. Hasta bu tip migrende atak sırasında tek taraflı felç benzeri bir güçsüzlük yaşar.

Migren hastası her birey, kendine göre yeni tedavi yolları bulmaya çalışıyor. İğne kullanıldığı halde bazıları için botoks bir çözüm teşkil ediyor. Halbuki botoks her 12 haftada bir tekrarlanması gereken bir işlemdir. Bazıları için ise daha kolay bir yöntemi var, boyun bölgesine buz koymak. Bu yöntemi deneyen hastalar gerçekten ağrının hafiflediğini ifade ediyorlar.

Bazı antidepresanlar, migren de dahil olmak üzere çeşitli baş ağrılarının hafiflemesine katkı sağlayabiliyor. Bu ilaçları kullanmanız için illa da depresyonda olmanız gerekmiyor.

Dr. Jerry W. Swanson
Belki de migrene kesin çözüm bulunamamasının asıl sebebi, migren ağrısının tek bir sebepten ötürü meydana gelmiş olmamasıdır. Aslında migreni tetikleyen birçok farklı durum var. Bir de farklı tiplerdeki ağrı çeşitleri, migren zannedilip yanlış ilaç tedavisi uygulanabiliyor.

Bu konuda Dr. Steven B. Graff-Radford, “Birçok migren hastasına teşhis konulmamış ya da yanlış teşhis konulmuş” diyor ve “İnsanlar bir doktora gidiyorlar, doktorlar da onlara, sinüzit hastası olduğunu ya da tansiyondan kaynaklanan bir baş ağrısı olduğunu ifade ediyor. Tedavisi için ise antibiyotik veya antidepresan gibi ilaçları tavsiye ediyorlar.” diye ekliyor.

Dr. Jerry W. Swanson, ise migren hastalığına antidepresan verilmesi konusunda şu açıklamalarda bulunuyor: “Bazı antidepresanlar, migren de dahil olmak üzere çeşitli baş ağrılarının hafiflemesine katkı sağlayabiliyor. Bu ilaçları kullanmanız için illa da depresyonda olmanız gerekmiyor.” diyor ve ekliyor: “Amitiriptilin gibi trisiklik antidepresanlar en etkili olanlardır. Beyindeki mutluluk hormonu diye ifade edilen serotonin hormonunu ve diğer kimyasalları etkileyerek migrenin engellenmesine katkı sağlarlar. Yalnız unutulmaması gereken bir husus da bu ilaçların kişiden kişiye değişen yan etkilerinin olmasıdır. Bazı antidepresanlar kilo alımı, ağız kuruluğu, halsizlik gibi belirtilere sebep olabiliyor.” diyor.

Her yaşta migrene rastlamak mümkündür. Yaklaşık olarak çocukların %5’i bu dertten muzdariptir. Migren teşhisi konulan çoğu hastalar, genç bayanlardır.

Bazı araştırmacılara göre migren, hormonlarımızın zaman zaman azalıp arttığı dalgalanma dönemlerinde ortaya çıkar. Yemek tarifleri yazarı olan Ruth Reichl, ergenlik döneminin her gününde baş ağrısı yaşadığını, ta ki 40’lı yaşlarda hamile kalana kadar bu ağrının devam ettiğini ifade etti.

Regl halinde baş ağrısı yaygın bir durumdur. Hamilelikte iyileşiyor ama bu durum tüm kadınlar için geçerli değil. Fakat erken menapozda ise bu durumda kötüleşme görülüyor. Hormonal bağlantılarla ilgili olduğunu tahmin ediyorum.

Dr. Moris Levin

Bu dönemini “9 aylık mutluluk” diye adlandırdı. Ama bebek doğduktan sonra ağrıları geri geldi. Bu durum da ayrı bir merak konusudur. Dr. Moris Levin “Regl halinde baş ağrısı yaygın bir durumdur. Hamilelikte iyileşiyor ama bu durum tüm kadınlar için geçerli değil. Fakat erken menapozda ise bu durumda kötüleşme görülüyor. Hormonal bağlantılarla ilgili olduğunu tahmin ediyorum.” dedi ve “Bu nadir bir olay ve bize ne kadar çok öğreneceğimiz şeyin olduğunu gösteriyor.” diye ekledi.

KAYNAK
1. Amery, W. K. and Vandenbergh, V. (1987), What Can Precipitating Factors Teach us About the Pathogenesis of Migraine?. Headache: The Journal of Head and Face Pain, 27:146–150.
2. Torre, DM, Pellegrinet M, Motz E, Sechi LA and Cavarape A. QT prolongation during a migraine attack. Clinica Medica, Department of Experimental and Clinical Medical Sciences (DISM), University of Udine, University Hospital “Santa Maria della Misericordia” – 33100, dine, Italy
3. Başarslan, F ve ark. Hemiplejik Migren: Olgu Sunumu.Tıp Araştırmaları Dergisi, 2014: 12(1): 34-36.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here